Dünden Bugüne Ekonomi Yazıları

Dünden Bugüne

Ekonomi Yazıları
Editions:PDF (Turkish) - First Edition
ISBN: 12345678
Size: 40.00 x 70.00 cm
Pages: 50

“Dünden Bugüne İktisat Yazıları” kitabımız ECOEI Yayınlarının 7 numaralı kitabı olarak okuyucunun karşısına çıkmaktadır. 30 Mart - 1 Nisan tarihleri arasında bir AB projesi olan Genç İstihdama Kayıt(dışı)sız Kalma projesinin akademik ayağını oluşturmak ve kayıt dışı istihdam konusunda akademisyenlerin bilimsel çalışmalar yapmasını sağlamak amacıyla düzenlenen ECOEI kongresindeki nitelikli ve özgün çalışmaların ulusal bir kaynak olması amacıyla derlenen bir kitaptır.

Bu düşüncelerle ECOEI (Kayıtdışı Genç İstihdamı: Etkiler, Politikalar, Çözümler ve Yerel Uygulamalar) Kocaeli’nde 30 Mart-1 Nisan 2017 tarihleri arasında düzenlenmiştir. Türkiye gibi yükselen ekonomilerde en önemli problemlerden biri kayıtdışı istihdamdır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ayırmada önemli göstergeler arasındadır. Bu sebeple kongre bu soruna odaklanmıştır. Kongrenin ana amacı bu sorunu farklı ekonomik bakış açılarıyla ve bu alanda çalışan akademisyenler, uzmanlar, yetkililer ve STK temsilcileri ile ele almaktır.
Ancak her kongrede olduğu gibi bu kongrede de farklı alt başlıklar belirlenmiş ve akademisyenlerin daha geniş bir perspektiften akademik çalışma yapmalarına olanak sağlanmıştır. Kayıt dışı istihdamın dışında; işsizlik, emek piyasası, vergilendirme, gölge ekonomi, üretim yöntemleri, göçmen istihdamı, iç ve dış göç, refah ekonomi, gelir eşitsizliği, sosyal güvenlik üzerine yasa ve düzenlemeler, emek, göç ve şehirleşme, sürdürebilir kalkınma, fakirlik ve insani kalkınma, dezavantajlı gruplar (kadın ve engelli işçiler), çocuk işçiler ve daha geniş iktisadi konular üzerine bildiriler kabul edilmiştir.

Dünden Bugüne İktisat Yazıları kitabımızın iktisat alanında araştırma yapan genç iktisatçılara, iktisat konularına meraklı olan okuyuculara faydalı olmasını ve yeni ufuklar açmasını diliyoruz. Kitabın teknik bir kitap olması okuyucunun ortalama iktisat bilgisine ihtiyaç hissedilmesine neden olacaktır. Ancak bu teknik boyut akademik çalışmlarını yapan okuyucalarımız açısından değerli bir kaynak kitap olması ümit ediyoruz.

Published:
Publisher: Küv Yayınları
Editors:
Illustrators:
Cover Artists:
Genres:
Tags:
Excerpt:

Download “Dünden Bugüne Ekonomi Yazıları” Dünden-Bugüne-Ekonomi-Yazıları.pdf – Downloaded 95 times – 5 MB


Dünden Bugüne İktisat Yazıları başlığı altında topladığımız kitabımız on üç bölümden oluşmaktadır. İktisat tarihi, Türk iktisat tarihi, bilgi ekonomisi, istihdam, Türkiye ekonomisi, bölgesel iktisat, ekonometri gibi iktisat konularında eserlere yer verilmiştir.
Kitabımız “Döviz Kuru Ve Petrol Fiyatı İlişkisi: Küresel Finans Krizi Sonrası Deneyimler” konu başlıklı bölüm ile başlamaktadır. Engin Dücan ve Mehmet Şentürk çalışmalarında ekonometrik bir analiz olarak yapısal vektör otoregresif (SVAR) modeli kullanmışlardır. Petrol fiyatları ile döviz kurları arasındaki ilişkisinin küresel finans krizinde ve krizden sonraki süreçte bu ikilinin ilişki boyutu ele alınmıştır. Bilindiği üzere; petrol fiyatları ile döviz kuru arasında yıllardır süregelen ilişkinin varlığı birçok çalışmada açıkça tespit edilmiştir.

READ MORE

Ancak, küresel finans krizinden sonra petrol fiyatlarında son bir yılda da döviz kurunda yaşanan yüksek volatilite, döviz kuru ile petrol fiyatı arasındaki ilişkinin devam edip etmediği sorusunu gündeme getirmektedir. Bu çalışmada, Ocak 2001–Ocak 2016 döneminde haftalık gözlem değerlerini içeren veri seti kullanılarak, döviz kuru ve petrol fiyatı arasındaki ilişki yapısal vektör otoregresif (SVAR) modeli ile açıklanmaya çalışılmıştır. Modelde, şoklar kalıcı ve geçici olarak tanımlanmıştır. Geçici şoklar parasal şokları ve kalıcı şoklar da üretim şoklarını ifade etmektedir. Kalıcı şokların petrol fiyatlarının bir önceki dönem ile cari dönem arasındaki fiyat farkındaki değişimi açıklama oranı oldukça yüksek iken, geçici şokların etkisi oldukça düşüktür. Döviz kurunda ortaya çıkan değişkenliğin kaynağı incelendiğinde ise, söz konusu değişimi açıklamada geçici şokların kalıcı şoklara kıyasla oldukça etkili olduğu görülmektedir. Sonuç itibariyle, petrol fiyatı ve döviz kuru arasındaki ilişki şokun kaynağından bağımsız değildir.
Kitabımızın ikinci bölümü ise bilgi ekonomisi alanında “Küreselleşme ve Bilgi Toplumu Bağlamında Türkiye Ekonomisi ve Yapısal Dönüşümü” başlıklı çalışma ile Muhittin Adıgüzel tarafından kaleme alınmıştır. Bu çalışma kapsamında Günümüz Dünya ekonomisinin niteliksel özelliklerinden bahsedersek; son otuz-kırk yılda, dünya ekonomisi daha yoğun bir bütünleşme sürecine girmiştir. Bu süreçte dünya ticaretinin hızla büyümesi devam etmektedir. Uluslararası sermaye hareketleri patlamıştır. Ülkelerin birbirleriyle olan ilişkileri artmış ve karşılıklı bağımlı hale gelmişlerdir. Ekonomik şoklar çok daha hızlı ve kolaylıkla diğer ülkelere yayılmaktadır. Günümüz dünya ekonomisini, bir lego gibi iç içe geçmiş olan, birbirini etkileyen ve etkileşen iki süreç ve ana zeminler olan Küreselleşme ile Bilgi Toplumu şekillendirmektedir. Bir bakış açısıyla bugünkü dünya ekonomisinin x ve y temel koordinatlarının Küreselleşme ve Bilgi Toplumu/Bilgi Çağı’nın ekonomisi olarak Yeni Ekonomi olduğunu ve dünya ekonomisinin bugünki durumunu büyük ölçüde bu iki süreç belirlemektedir. Küreselleşmeyi; Kural kitabı; büyük oranda hegomon güç ile birlikte sınırlı sayıda gelişmiş ülke ve bunların kontrolündeki uluslarüstü kurumlar ve Çok Uluslu Şirketlerin hakimiyetinde oluşturulan “Batı merkezli”, dünyada karşılıklı bağımlı ve iç içe geçmiş “organik”, eşitsizliği arttıran “adil olmayan/eşitsiz”, bugünün gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasının önünü tıkayan “neo-liberal kapitalist” ideolojinin hâkimiyetinde, “yeni/bilgi ekonomi temelli”, dünyanın farklı bölgelerinde farklı yoğunlukta olan “homojen olmayan”, küresel ekonomik, siyasal ve kültürel “zorunlu/kaçınılmaz bütünleşme” ile tanımlanabilecek, teknolojik gelişmelerden beslenen “teknoloji itişli/yönlendirmeli”, Çok Uluslu Şirketlerin ve finans kapitalin hâkimiyetinin arttığı “sermaye güdümlü”, ulus-devletin aşındığı “uluslarüstü”, Amerikan güdümlü Amerikan kitle kültürünün homojenleştirici ve türdeşleştiriciliği içerisinde “tek tip küresel kültür eğiliminde”, ülkeler için “fırsatlar ve tehditler”de taşıyan küresel entegrasyon süreci olarak değerlendirmekteyiz.
Üçüncü bölümümüz Türkiye ekonomisinin güncel bir analizine yönelik Sema YILMAZ GENÇ, Mehmet Emin YARDIMCI ve Kadir GÖÇERİ çalışmasıdır. “Türkiye Ekonomisinde Cari Açık Sorununun Yapısal Nedenleri ve Sürdürülebilirliği (2002-2016)” başlıklı üçüncü bölümümüzde Türkiye Ekonomisinin 2000 ve 2001 krizerinin ardından yaşanan süreç analiz edilmektedir. Bilindiği üzere Türkiye ekonomisi 2001 yılında yaşadığı, tarihinin en büyük ekonomik krizi olarak nitelendirilen finansal krizden çıkmak amacıyla uygulamaya koyduğu Güçlü Ekonomiye Geçiş programıyla birlikte makroekonomik değişkenler çerçevesinde sağlıklı bir yapıya kavuşmuştur. İstikrar programının temel hedefi 1980’li yıllardan beri ekonomide önemli bir sorun olan yüksek enflasyonu düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak olmuştur. Nitekim uygulanan politikalar sonucunda fiyat istikrarı sağlanmış, makroekonomik değişkenler bağlamında iyileşmeler gözlemlenmiştir. Fakat her ne kadar genel anlamda olumlu sonuçlar gözlense de, istikrar programının sonucunda reel kurun aşırı değerlenmesi beraberinde çeşitli sorunları ortaya çıkarmıştır. Bu sorunlardan en önemlisi cari işlemler açığı olmuştur. İstikrar programının bir sonucu olan reel kurdaki değerlenmenin ithalatı daha cazip hale getirmesi ve bunun yanı sıra Çin ve Hindistan gibi dünya ara malı üretim merkezlerinin DTÖ’ne üye olması, Türkiye ekonomisinin üretim sürecinde yerli ara malların yerine yabancı ara malları kullanarak ithalatının artırmasına neden olmuştur. Bu faktörlerin yanı sıra yurtiçi tasarrufların yatırımlara dönüşmemesi, enerjide dışa bağımlılık ve dış borç stokunun yüksek olması gibi etkenlerde cari açığın derinleşmesinde önemli rol oynamaktadır.
Dördüncü bölümün konusu ise işsizlik ve işgücü piyasaları üzerine zaman serisi çalışmasıdır. İşsizlik verileri üzerine yapılan zaman serisi analizini Hamza ÇEŞTEPE ve Erdem GÜDENOĞLU birlikte modellemişler ve neoliberal iktisat politikalarının etkilerini araştırmışlardır. “Neoliberal İktisat Politikalarının İşsizlik Üzerindeki Etkisinin Zaman Serileri İle Analizi: Türkiye Örneği” başlıklı çalışmaları ışığında görüyoruz ki; dünya genelinde 1970’li yıllarla birlikte ortaya çıkardığı sonuçlar nedeniyle tartışmalı hale gelen Keynesyen refah devleti uygulamaları terkedilmeye başlanmış, yerine neoliberal iktisat politikaları benimsenmeye başlanmıştır. Genel olarak devletin ekonomi içerisindeki rolünün ve büyüklüğünün azaltılması, dış ticaret ve finansal hareketlilikler üzerindeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere içe dönük kalkınma politikaları yerine dış dünya ile entegre sanayileşme stratejilerinin benimsenmesi şeklinde tanımlanabilecek olan neoliberal politikalar, Türkiye’de ise 24 Ocak kararları (1980) ile uygulanmaya başlanmıştır. Neoliberal politikaların başta makro büyüklükler olmak üzere birçok ekonomik değişken üzerinde etkileri bulunmaktadır. Çalışmada, Türkiye’de 1980 sonrası uygulamaya geçirilen neoliberal serbestleşme politikalarının işsizlik üzerindeki etkileri zaman serileri ile analiz edilmiştir. 1980 sonrası dönem için işsizlik oranları, finansal açıklık, ticari açıklık ve devletin ekonomideki büyüklüğü değişkenlerinin kullanıldığı analizde Johansen eşbütünleşme testi uygulanmış ve serilerin eş bütünleşik olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda söz konusu dönemde Türkiye’de uygulanan neoliberal politikaların işsizlik üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Diğer bölümlerden farklı olarak beşinci bölümde ise iktisat tarihi ile Türkiye Ekonomisini beraber harmanlayan ve Cumhuriyet dönemine değinen Duygu SÜLOĞLU, Murat PIÇAK ve Abdullah EKER’in ortak çalışması “Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türkiye İş Bankası’nın Kuruluşu ve Ekonomiye Etkisi” başlıklı bölüm ile kitabımıza katkı vermişlerdir. Bilindiği üzere Cumhuriyet’in ilk yıllarında Osmanlı Devleti’nden miras kalan iktisadi yapıdaki yetersizlikler nedeniyle, devlet eliyle sanayileşme yoluna gidilmiştir. Bu çabaların bir sonucu olarak yerli bir girişimci sınıfın oluşturulmasına öncülük etmek amacıyla İş Bankası kurulmuştur. Bu çalışmanın amacı İş Bankası’nın kuruluş sürecini mevcut iktisadi koşullar temelinde değerlendirmek ve dönemin iktisadi yapısına ışık tutmaktır. Sürecin daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle bankacılık faaliyetlerinin başlangıcı ele alınacak, ardından da Cumhuriyet öncesi ve sonrasındaki döneme değinilerek İş Bankası’nın kuruluş süreci ve Türkiye iktisadi yapısındaki konumu değerlendirilecektir.
Yine bir iktisat tarihi çalışması olarak Sema YILMAZ GENÇ ve Ramazan EKİZ “Kurumsal İktisadi Düşüncenin Terminolojik ve Metodolojik Bir İncelemesi” konu başlığı ile altıncı bölümde yer almaktadırlar. İktisadi düşünce tarihinin zengin içeriğine önemli katkılardan biri, Kurumsal İktisat yaklaşımı tarafından sağlanmıştır. Yirminci yüzyılın başlarında ortaya çıkan, bir çok iktisadi geleneğin analiz dışında bıraktığı kavramları analiz sürecine dahil eden, hatta çoğu zaman analizinin merkezine alan Kurumsal İktisadi yaklaşım, bu yönü ile kendisine özel bir yer edinmeyi başarmıştır.
Süreç içerisinde, T. Veblen, W. Mitchell, J. Galbraith, J. Commons gibi önemli iktisatçıların çizgisindeki Eski Kurumsal İktisat ve F. Hayek, J. Buchanan, R. Coase, D. North gibi iktisatçıların çizgisindeki Yeni Kurumsal İktisat olarak ikiye ayrılan yaklaşım, işlem maliyetleri, mülkiyet hakları gibi önemli kavramlarla İktisat Bilimine yeni bir vizyon getirmeyi başarmıştır. Bu doğrultuda, bu çalışmanın amacı, Eski Kurumsal İktisadın ve Yeni Kurumsal İktisadın terminolojik ve metodolojik bir analizi ile iktisat bilimindeki yerini ve bu bilime olan katkısını ortaya çıkarmak ve tartışmaktır.
Yedinci bölümde ise “Bütçe Dışı Fonlar Üzerine Bir Değerlendirme: Türkiye Ekonomisi Örneği” başlıklı çalışma yer almaktadır. Bu çalışmayı Mehmet Çağrı GÖZEN ve İsa BUCAK kaleme almışlardır. Çalışma güncel bir konu olarak Türkiye ekonomisinin yapısal sistematiği açısından bir durum değerlendirme niteliği taşımaktadır. Ülke ekonomileri fiyat istikrarının sağlanması amacıyla, ekonomik politikalarında genel ve gider harcamalarını kontrol edebilmek için bütçe politikasına başvurmaktadır. Bu kapsamda hükümetler ekonomik politikaları uygulamasında, bütçe dışı fonlar aracılığıyla ekonomide istikrarı sürekli kılmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, bütçe dışı fonlar üzerine bir değerlendirme yapılarak, Türkiye’deki bütçe dışı fonlar uygulamalarına bakılacaktır. Daha sonra Türkiye’deki bütçe dışı fonların son durumuna ve ekonomide ne kadar etkili olduğuna bakılacak ve geleceğine dair değerlendirmeler yapılacaktır.
Türkiye’de endüstri ilişkilerini tarihsel bir perspektiften inceleyen “Türkiye’de Sendikalaşmanın Tarihsel Gelişimi” başlıklı sekizinci bölüm Murat PIÇAK ve Hamza KADAH tarafından kaleme alınmıştır. Dünyadaki endüstri ilişkilerinin gelişimi dikkatle incelendiğinde; etkinliği ve popülaritesi zaman içinde dalgalı bir seyir izlese de Sendika; çalışma hayatındaki rolünün yanı sıra, demokrasi, sosyal devlet anlayışı, bireysel ve kolektif hakların gelişmesi ve daha pek çok alanda toplumsal hayata yaptığı katkılardan dolayı İnsanlığın tarih boyunca teşkilatlandırdığı en büyük ve en önemli örgütlerden biri olmaya devam etmektedir. Bu makalede, dünyada sendikaların ilk ortaya çıktığı dönemin çalışma ve yaşam koşulları betimlenmeye çalışılarak sendikaların ortaya çıkış nedenleri ve bir sendikanın yerine getirmesi gereken temel işlevlerine kısaca değinildikten sonra, Türkiye’de sendikalaşmanın tarihsel gelişimi ve çalışma hayatı üzerindeki etkileri incelenecektir.
Kitabımızın bir başka iktisat tarihi çalışması da dokuzuncu bölüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Mehmet Emin YARDIMCI, Muhammet Rıdvan İNCE ve Ramazan EKİZ tarafından kaleme alınan bu çalışmada küresel dünyanın ilk büyük finansal krizi “1929 Dünya Ekonomik Krizinin Sebepleri Ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme” başlıklı çalışmaları ile “Büyük Buhran” mercek altına alınmıştır. Yazarlar açısından bu çalışmanın amacı; yaşandığı dönem içerisinde, sadece krizin meydana geldiği bölge değil, aynı zamanda bankalar vasıtasıyla Dünya’nın diğer bölgelerine de kısa bir süre içerisinde yayılarak birçok insanın işsiz kalmasına sebep olmuş, Dünya ticaret hacminin krizden önceki döneme nazaran yaklaşık olarak %50 oranında düşmesiyle sonuçlanmış, her gelir seviyesinden insanların hayatlarını derinden etkilemiş olan 1929 Dünya Ekonomik Krizinin sebeplerini ve sonuçlarını incelemektir.
Şüphesiz ki krizler insanlık tarihiyle birlikte var olmuştur. Tarih boyunca birçok kriz yaşanmış ve bu krizlerden birçok insan etkilenmiştir. Ancak 20 yüzyılda yaşanan büyük bunalım, belki de o tarihe kadar olan tük krizlerin toplamında çok daha fazla etkili olmuş ve çok daha fazla insanın işsiz kalmasına sebep olmuştur. Ancak önemli olan şudur ki; toplumlar yaşanan bu krizden ders çıkarmışlar mıdır? Bir daha olmaması için gerekli tedbirler alınmış mıdır? Bu çalışmada; sorulan bu soruların cevaplarının bulunabilmesine yönelik olarak, büyük bunalımın sebepleri ve sonuçları ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Kitabımızın Onuncu bölümünde Muhammed Erkam DOĞRU, Nuran COŞKUN ve Süleyman DEĞİRMEN yapmış oldukları ekonometrik analizde “McKinnon ve Shaw Tamamlayıcılık Hipotezinin Türkiye İçin Sınanması”nı konu edinmişlerdir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ) "finansal sermaye genişliği" ile "reel sermaye" arasındaki tamamlayıcılık ilişkisini test etmektir. McKinnon ve Shaw, gelişmekte olan ülkelerde faiz oranındaki artışların tasarrufları ve dolayısıyla yatırımları arttıracağı savı ana akım iktisadi yaklaşımın faiz oranı ve yatırımlar arasında kuruduğu negatif ilişkiye ters düşmektedir. Ayrıca, McKinnon, sermaye birikimi sürecinde faizlerin artması ile ülke içi tasarruf dinamikleri üzerinden bir kurgu sunarken, Shaw ise faiz oranlarının yüksek tutularak dışarıdan sermaye girişinin artacağını ve büyümenin hızlanacağı üzerinde durmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada, faiz oranları değişimi sonucu oluşan ulusal tasarruflar ile yabancı tasarruflardaki değişimin reel sektör üzerinde ikame etkisi mi yaratmaktadır yoksa tamamlayıcılık ilişkisi mi söz konusudur sorusu cevaplandırılmaktadır. Sonuç olarak, bu soruya yanıt aranırken, çalışmada, McKinnon ve Shaw’ın yaklaşımının Türkiye açısından enflasyonist ve dezenflasyonist dönemlerde reel para talebi ile özel sektör yatırımları ve özel sektör yatırımları ile reel faiz oranı arasındaki ilişkiler 1971-2014 yılları arasında nasıl gerçekleştiği ARDL modeli ile test edilmektedir. Çalışmadan, finansal piyasalar ile reel sektör arasındaki ilişkinin geleneksel ekonomi akımının faiz oranı ile yatırımlar arasında kurduğu negatif ilişki öngörüsünden farklı sonuçlara ulaşılmaktadır.
Ahmet ŞAHBAZ, Mustafa GÖMLEKSİZ ve Fatih KALECİ ise on birinci bölümde panel veri analizi yaparak ekonometrik bir çalışma ortaya koymuşlardır. “Gelir Eşitsizliğini Azaltmaya Yönelik Kamu Politikaları Üzerine Ampirik Bir İnceleme: Seçilmiş OECD Ülkeleri Örneği” başlıklı çalışmalarına göre gelir eşitsizliği dünya genelinde var olan en temel sosyoekonomik problemlerin başında gelmektedir. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde söz konusu problemin boyutu oldukça büyük olmakla birlikte gelişmiş ülkelerde de bu problem ortadan kaldırılmış değildir. Gelir eşitsizliğinin azaltılmasına yönelik çabalarda özellikle kamu sektörünün tutumu ve uygulanan politikalar belirleyici bir role sahiptir. Gelirin görece yoksul kesime yönelik olarak yeniden dağılımını hedefleyen politikalara doğrudan hane halkına yönelik sosyal yardımlar ve işsizlik harcamaları örnek gösterilebilir. Bu bağlamda, sorunun çözümüne yönelik uygulanan politikaların etkinliği, incelenmeye değer bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu çalışmada, hane halkına yönelik sosyal yardımlar ve işsizlik harcamalarının gelir eşitsizliği üzerindeki etkileri Panel Eşbütünleşme yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz, 20 OECD ülkesinin 1995-2013 dönemi verilerini kapsamaktadır. Elde edilen FMOLS ve DOLS bulguları, hane halkına yönelik sosyal yardımlar ve işsizlik harcamalarının gelir eşitsizliği üzerindeki azaltıcı etkisine işaret etmektedir.
On ikinci bölüm ise yine bilgi ekonomisi alanında yapılan bir çalışma olarak Ayhan ORHAN tarafından hazırlanmıştır. “Beşeri Sermayenin İnovatif Atakları” konu başlıklı çalışmasında beşeri sermaye ve inovasyon birlikte analiz edilmektedir. Dünya ekonomisinde fiziki sermayenin yeri yadsınamayacak şekilde önemlidir. Ancak sermayeyi sadece fiziki olarak düşünmek uygun değildir. Beşeri sermaye de sermaye kavramının önemli unsurlarından birisidir. Eğitimin başrol oynadığı beşeri sermaye içeriğinde ülkelerin farklı ülkelerin vatandaşlarına önerdiği eğitim fırsatları beşeri sermayenin yer değiştirmesinde temel etkendir. Nitelikli insan gücünün ekonomide aktif rol oynaması yenilikleri de beraberinde getirmektedir. Her ülke pek tabii kendi beşeri sermayesini kendi ülke sınırları içerisinde tutmak isteyecektir. Özellikle de küreselleşmenin doruklarını yaşadığımız bu günlerde bu durum ülkeler açısından oldukça zor bir süreç olacaktır. Beşeri sermayenin her geçen gün kendini yenileyici bir şekilde ilerleyişi bu sermaye türünün yerini daha da mühim kılmaktadır. Bu çalışmada beşeri sermaye kapsamı incelenmiş ve beşeri sermayenin ne tür yeniliklerde bulunduğu tartışılmıştır.
İktisadi büyüme kaynaklarından biri olan beşeri sermayenin üretim fonksiyonu açısından bakıldığında toplam arzı arttırıcı bir faktör olduğu gerçektir. Yeni büyüme teorileri içerisinde makroekonomik açıdan üretim fonksiyonu ve bağlı olarak büyümeyi etkileyen iki faktör ön plana çıkmaktadır. Bunlara nüfus yada diğer ismi ile beşeri sermayenin gelişimi, bir diğer faktörde teknolojideki artıştır. Teknolojiyi sadece üretim sürecine katkı sağlayan bir faktör olarak görmek iktisadi açıdan eksiktir. Teknoloji, yetişmiş insan faktörü ile birleştiğinde farklı bir anlam kazanmaktadır. Bu açıdan beşeri sermayenin inovasyon sürecine direkt katkısı olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Teknoloji üretimine, beşeri sermayenin eğitimi yanında pratik öğretinin katkı sağladığına ilişkin argümanlar ortaya konulacaktır.
Ve son bölüm olarak “Türkiye’de Bölgeler Arası Gelişmişlik Farklarının İncelenmesi” konu başlıklı çalışmalarında Melike E. Bildirici ve İlknur Koç bölgesel iktisat ve Türkiye ekonomisi alanında bir bölüm derlemişlerdir. Bu çalışmada temel amaç; Türkiye’de bölgeler arası gelişmişlik farkını makroekonomik değişkenler temelinde incelemek ve olası politikaları tartışmaktır. Türkiye’de bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları ülkenin coğrafi konumundan kaynaklandığı kadar küreselleşme sürecinin getirdiği sonuçlardan biridir de. Makroekonomik kriterlerin üç aşama da değerlendirildiği bu çalışmada ülkenin geri kalmış bölgelerinin yetersiz sermaye ve emek nedeniyle gelişmesini tamamlaması yapısal programların uygulanması koşuluyla mümkün görünmektedir.

COLLAPSE